Sagalassos, Burdur'un Ağlasun ilçesinin yukarısında, Akdağ'ın güney yamaçlarında, 1.450 ile 1.700 metre arasında değişen bir yükseklikte uzanır; Anadolu'nun ve hatta tüm Akdeniz havzasının en yüksek rakımlı büyük antik kentlerinden biridir. Coğrafyacı Strabon onu "Pisidya'nın birinci şehri" olarak tanımlamış, daha sonraki gelenek ise bu sıfatı genişleterek "Pisidya'nın Atinası" diye çağırmıştır. MÖ 333'te Büyük İskender hiçbir kuşatma yaşamadan kentin teslim aldığı, Roma'nın ilk imparatorlarıyla altın çağına ulaştığı bu dağ metropolü, Hadrian ve Antoninler döneminde Apollon Klarios Tapınağı'ndan Antoninler Çeşmesi'ne, kayaya oyulmuş 9.000 kişilik tiyatrodan Roma'nın doğusunda az bulunur büyüklükteki Alt Agora'ya uzanan görkemli bir kent panoramasına kavuştu. 1990'da Marc Waelkens önderliğinde KU Leuven (Belçika) tarafından başlatılan ve 2013'ten beri Jeroen Poblome'nin sürdürdüğü kazılar, antik bir kentin bütün dokusunu yeniden ayağa kaldırmanın — anastylosis denilen bu titiz tekniğin — Anadolu'daki en başarılı örneklerini ortaya koydu. Marcus Aurelius döneminin görkemli Antoninler Çeşmesi yıkıldığı yerden parça parça yeniden inşa edildi ve 2010'dan beri içinden yine su akıyor: ziyaretçilerin elini şelaleye uzatabildiği nadir antik anıtlardan biri. 2008 yılında bulunan ve Burdur Müzesi'nde sergilenen, beş metrelik kolosal Marcus Aurelius heykelinin parçaları, Sagalassos'un Roma'ya verdiği bağlılığın somut tanıkları arasında yer alıyor. 7. yüzyılın depremleri ve Justinianus vebasıyla yavaş yavaş terk edilen kent, on dört yüzyıl sonra yeniden hayata döndü; Belçika ekibinin otuz yılı aşan çok disiplinli çalışması burayı yalnızca bir harabe değil, "yaşayan bir ören yeri" haline getirdi.
İçindekiler
- Sagalassos Neden Önemli?
- Coğrafya ve Çevre
- Tarihsel Kronoloji
- Önemli Yapılar ve Anıtlar
- Antoninler Çeşmesi'nin Anastylosis ile Diriltilmesi
- Marcus Aurelius'un Kolosal Heykeli
- Roma İmparatorluk Panteonu
- KU Leuven Çok Disiplinli Çalışması
- Arkeolojik Çalışmaların Tarihi
- Sayısal Veriler
- Ziyaretçi Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynaklar
Sagalassos Neden Önemli?
Sagalassos, Anadolu'daki yüzlerce antik kent arasında birden fazla nedenle ayrı bir konuma sahiptir. Yalnızca konumu, anıtlarının kalitesi veya buluntularının zenginliği değil; tüm bunların bir araya gelerek oluşturduğu bütünlük, onu Akdeniz arkeolojisinin sembol şehirlerinden biri yapar.
- Rakım ve dramatik konum: 1.450–1.700 metre arasında değişen yükseklikleriyle Sagalassos, Akdeniz dünyasının en yüksek rakımlı büyük Roma kentlerinden biridir. Akdağ'ın masif kayalıklarına yaslanmış, güneye doğru genişleyen kademeli teraslarıyla kent, doğal bir amfitiyatro içinde inşa edilmiştir.
- Strabon'un "Pisidya'nın birinci şehri" nitelendirmesi: Antik kaynaklarda Sagalassos, Pisidya bölgesinin başkenti ve en büyüğü olarak anılır. Pisidya, Roma'nın doğu eyaletlerinde sert savaşçılarıyla tanınan bir bölgeydi; bu bölgenin metropolü olmak başlı başına önemli bir tarihsel statüydü.
- Anastylosis kalitesi: KU Leuven ekibinin gerçekleştirdiği rekonstrüksiyonlar — özellikle Antoninler Çeşmesi'nin yeniden ayağa kaldırılması — Roma'nın doğu eyaletlerinde nadir görülen bir titizlik düzeyine sahiptir. Bu çalışmalar artık dünya çapında akademik ders kitaplarına konu olmaktadır.
- Marcus Aurelius'un beş metrelik kolosal heykeli: 2008'de keşfedilen bu heykelin başı, ayakları, elleri ve parçaları, Roma İmparatorluğu sınırlarında bulunmuş en etkileyici kolosal imparator heykellerinden biridir.
- Çok disiplinli arkeolojinin laboratuvarı: Sagalassos, geleneksel arkeolojinin yanı sıra jeoloji, paleo-iklim, arkeobotanik, arkeozooloji, antropoloji, jenetik analiz ve dijital modelleme yöntemlerinin birlikte uygulandığı dünyadaki örnek projelerden biridir.
- Kesintisiz iki binyıllık peyzaj kaydı: "Sagalassos Toprakları" araştırması, bölgenin son on bin yıllık iskan tarihini ve iklim değişimlerini sürekli bir veri seti olarak belgelemiştir.
- Yaşayan bir ören yeri: Antoninler Çeşmesi'nden akan suyla, ziyaretçinin elini sokup hissedebildiği canlı bir antik kalıntı sunmasıyla Sagalassos, klasik anlamda "ölü taşların" değil, hareket eden bir geçmişin yeridir.
Coğrafya ve Çevre
Sagalassos'un coğrafyası, kentin tüm tarihini biçimlendirmiş temel etmendir. Akdağ'ın güneybatı yamaçlarındaki bu yüksek terasta, kuzeyden dik kireçtaşı kayalıkları kenti rüzgârdan korurken güneye doğru açılan vadi, Ağlasun ovasının ve uzaktaki Burdur Gölü havzasının ihtişamlı bir manzarasını sunar. Bu konum, hem savunma açısından mükemmeldi hem de Pisidya'nın iç yaylalarını Pamfilya (bugünkü Antalya) kıyısına bağlayan ticaret yollarının üstünde stratejik bir nokta oluşturuyordu.
Yükseklik ve topografya:
- Şehrin en alt yerleşim alanı yaklaşık 1.450 metrede başlar; Apollon Klarios Tapınağı, Heroon ve üst teraslar 1.600–1.700 metre yüksekliğe ulaşır.
- Kent, beş ana terasta inşa edilmiştir: alt terasta Alt Agora ve hamamlar, orta teraslarda Üst Agora, Bouleuterion, Odeon ve tapınaklar, üst kesimlerde ise nekropoller ve geç antik konutlar yer alır.
- Doğal eğim ortalama %15–20 civarındadır; bu durum kent içi tören güzergahlarının, suyolu sistemlerinin ve görsel hiyerarşinin biçimlenmesinde belirleyici olmuştur.
İklim:
- Yazları kuru ve serindir; en sıcak ay olan Temmuz'da gündüz sıcaklıkları 25–28 °C civarında kalır, geceleri 10–12 °C'ye düşebilir. Bu nedenle Sagalassos, antik dönemden bu yana Akdeniz sıcağından kaçan elitler için bir "yazlık" niteliği taşımıştır.
- Kışlar serttir; Aralık'tan Mart'a kadar kar yağışı düzenlidir, sıcaklıklar geceleri –10 °C'ye kadar inebilir. Modern kazı sezonu bu yüzden yalnızca Haziran sonu ile Eylül ortası arasında gerçekleşir.
- Yıllık yağış ortalaması 600–700 mm civarındadır; bunun büyük kısmı kış aylarında kar olarak düşer ve ilkbaharda erimesiyle bölgeye su kaynağı sağlar.
Jeoloji:
- Sagalassos, Akdağ fay hattının çok yakınında konumlanmıştır. Bu fay aktivitesi, kentin tarih boyunca pek çok büyük depremle karşılaşmasına yol açmıştır. MS yaklaşık 500–520 ve 7. yüzyıl başındaki yıkıcı depremler, jeoarkeolojik araştırmalarla doğrudan belgelenmiştir.
- Çevredeki kayalar büyük ölçüde kireçtaşı, mermerleşmiş kireçtaşı ve travertendir. Kentin anıtsal mimarisi büyük ölçüde yerel beyaz kireçtaşından yapılmış, ithal mermer ise yalnızca özel detaylarda (Antoninler Çeşmesi heykellerinin bazıları gibi) kullanılmıştır.
- Toprak, vadiye doğru indikçe verimli alüvyal ve killi katmanlar oluşturur; bu, Pisidya'nın ünlü tahıl ve bağcılık üretimi için elverişlidir.
Modern Ağlasun:
- Antik kentin 7 km güneyinde yer alan Ağlasun, yaklaşık 8.500 nüfuslu bir ilçe merkezidir. Sagalassos kazıları, ilçenin ekonomik yaşamında kayda değer bir rol oynar; "Sagalassos Kazı Evi" ve ziyaretçi merkezi burada bulunur.
- Bölgesel toprak verimi, antik Sagalassos'un kendi kendine yetebilen bir tarımsal hinterlandı olmasını sağlamıştır. Buğday, üzüm, elma, ceviz ve bal hâlâ Ağlasun çevresinin başlıca ürünleri arasındadır.
Bitki örtüsü ve fauna:
- Çevresinde Toros sediri (Cedrus libani), karaçam (Pinus nigra) ve ardıç türleri (Juniperus excelsa) bulunur. Bu ormanlar arkeobotanik analizlerin temel çalışma alanlarından biri olmuştur.
- Tilki, yaban tavşanı, kınalı keklik ve nadir olarak yaban keçisi gibi türler bölgenin yaban hayatını oluşturur.
Tarihsel Kronoloji
Erken Pisidya Yerleşimi (MÖ 5. yy ve öncesi)
Sagalassos bölgesi, arkeolojik kanıtlara göre Neolitik dönemden bu yana yerleşime sahne olmuştur. Çevredeki mağaralarda (özellikle Kapıkaya'da) Geç Kalkolitik ve Erken Bronz Çağı izleri bulunmuştur. Şehirleşmiş Pisidya yerleşiminin başlangıcı ise MÖ 5. yüzyıla, geç Demir Çağı'na tarihlenir. Bu dönemde Sagalassos, çevresine bir savunma duvarı çekilmiş, sosyal hiyerarşi gelişmiş ve yerel bir tanrı kültü olan Kakasbos veya Apollon kültü etrafında örgütlenmiş küçük ama önemli bir bölgesel merkezdi.
Pisidyalılar, Anadolu'nun yerli halklarındandı. Dilleri Hint-Avrupa kökenli ancak Luwi-Hitit grubuyla akrabaydı; tek başına bir kimlik oluşturuyorlardı. Lidya, Frigya ve Likya komşularıyla sürekli temas hâlindeydiler ama dağlık coğrafyaları onlara belirli bir bağımsızlık sağlıyordu. Persler döneminde (MÖ 6.–4. yüzyıl) Sagalassos, satraplık sisteminin gevşek nominal denetimi altında, fiilen özerk yaşamıştır.
MÖ 333: Büyük İskender'in Gelişi
Büyük İskender'in Anadolu seferi sırasında Pisidya, Mara Termessos örneğinde olduğu gibi sert direnişle karşılaştığı bir bölge olmuştur. Ancak Sagalassos, Arrianos'un anlattığı bazı Pisidya kentlerinden farklı olarak, kuşatma yaşamadan İskender'e teslim olan bir kenttir. Halk, ordusunun bu dağlık güzergahta zorluk yaşayan İskender'i kentin önündeki bir tepeden karşılayıp resmî olarak boyun eğmiş, kente girmesine izin vermiştir. Bu, hem stratejik bir karar hem de Pisidya'nın iç çoğulluğunun bir göstergesidir: tüm Pisidya kentleri tek bir tutum sergilememiştir.
İskender'in geçişi Sagalassos'un kaderini değiştirdi: Helenistik kültür, dil ve mimari, kentin elitleri arasında hızla benimsenmeye başladı. Pisidya kimliği yok olmadı, ama klasik bir kent kültürüne entegre oldu.
Helenistik Dönem: Selevkid, Pergamon, Galat (MÖ 323–MÖ 25)
İskender'in MÖ 323'teki ölümünden sonra Sagalassos, halefler savaşları döneminde önce Antigonid ardından Selevkid hâkimiyetine geçti. MÖ 3. yüzyılın ortalarında bölge Selevkidlerin gevşek denetimi altındaydı.
MÖ 189'da Magnesia Savaşı'ndan sonra Apameia Antlaşması ile Toroslar'ın kuzeyi Pergamon Krallığı'na, güneyi ise Roma'ya bırakıldı. Sagalassos bu sınırın hemen yakınında kalmış, dönem dönem Pergamonlu ve Galatyalı baskılarla karşılaşmıştır. MÖ 3. yüzyılda Anadolu'ya yerleşen Galatlar, Sagalassos için ciddi bir tehdit oluşturmuştur; kentin Yukarı Surları'nın bu döneme tarihlenen güçlendirmeleri bunu doğrular.
Helenistik dönem, Sagalassos için ilk büyük şehirleşme aşamasıdır:
- Apollon Klarios Tapınağı'nın ilk versiyonu inşa edilir.
- Üst Agora çevresine ilk anıtsal yapılar dizilir.
- Heroon — Hellenistik dönemin tipik anıt mezar formatında — yapılır; üzerinde "Alexandros stilinde" idealize savaşçı figürleri yer alır.
- Tiyatronun ilk çekirdek aşamaları biçimlenir.
Roma Egemenliği ve Galatya Eyaleti (MÖ 25)
MÖ 25'te Galatya Krallığı'nın son kralı Amyntas'ın ölümünden sonra Galatya Roma eyaleti hâline getirildi; Sagalassos da bu yeni eyaletin parçası oldu. Bu aşama, kentin "Pisidya'nın birinci şehri" sıfatını resmen kazanacağı altın çağın başlangıcıydı.
Augustus ve Pisidya Yolları: Via Sebaste
Augustus döneminde Roma, Pisidya'nın stratejik önemini kavrayarak Via Sebaste adı verilen büyük yol sistemini inşa ettirdi. Bu yol, Pamfilya kıyısından (Perge ve Side) iç Anadolu'nun yaylalarına, Pisidya Antiokheia'sından geçerek Konya ovasına ulaşıyordu. Sagalassos, Via Sebaste'nin doğrudan üzerinde olmasa da ana koldan bir tali yolla bağlanmıştı; bu, kentin ticari önemini muazzam ölçüde artırdı. Augustus döneminde kentin ilk kez İmparator kültü tapınağı (Sebasteion) inşa edildi.
Roma İmparatorluk Altın Çağı (MS 1.–3. yy)
Sagalassos'un en parlak dönemi MS 1. yüzyıldan 3. yüzyılın ortasına kadar uzanan yaklaşık iki yüz yıllık dilimdir. Bu süreçte:
- Tiberius döneminde önemli bir yapı kampanyası başladı; bugün eskiden "Hadrian Çeşmesi" sanılan Nymphaeum'un aslında bu döneme ait olduğu artık biliniyor.
- Claudius döneminde Sagalassos resmî olarak "ilk şehir, en görkemli ve Pisidya'nın metropolü" unvanını aldı.
- Hadrian (MS 117–138) döneminde imparator kültü Sagalassos'ta merkezi bir konuma yükseldi; Hadrian'ın kolosal mermer başı kentte üretildi.
- Antoninler (Antoninus Pius ve Marcus Aurelius) döneminde Sagalassos'un en görkemli anıtı olan Antoninler Çeşmesi yapıldı; aynı dönemde Marcus Aurelius için beş metrelik kolosal heykel dikildi.
- Septimius Severus döneminde kentin alt agorası genişletildi, çevresine yeni stoalar eklendi.
Bu dönemde Sagalassos'un nüfusunun tahminen 5.000–7.000 olduğu, hinterlandıyla birlikte 30.000'i aştığı sanılmaktadır.
Erken Hristiyanlık ve Bizans Dönemi
- yüzyıldan itibaren Hristiyanlık Sagalassos'ta yayılmaya başlar. 5. yüzyılda kentte bir piskoposluk kurulur ve Apollon Klarios Tapınağı'nın bulunduğu kompleks bazilikaya dönüştürülür. Geç antik dönemde kent, gerilemesine rağmen hâlâ önemini korur; özellikle seramik üretimi (Sagalassos Kırmızı Astarlı Sofra Takımı) Doğu Akdeniz'de geniş bir pazara hizmet eder.
MS 518 Depremleri
Kentin tarihindeki ilk büyük yıkım, MS 518 civarında yaşanan büyük bir depremdir. Hem Antoninler Çeşmesi hem de Apollon Klarios Tapınağı bu depremde ciddi hasar görmüştür. Daha sonraki onarım çabaları kısmen başarılı olmuş, ama kent eski görkemini tam olarak geri kazanamamıştır.
Geç Antik Çöküş ve Justinianus Vebası (MS 541–543)
Sagalassos'un büyük krizinin ikinci dalgası, 541–543 yıllarında patlak veren Justinianus Vebası'dır. KU Leuven ekibinin yaptığı antik DNA çalışmaları, kentteki bazı toplu mezarlarda Yersinia pestis bakterisinin izlerini doğrudan tespit etmiştir; bu, vebanın Sagalassos'a ulaştığının somut kanıtıdır. Veba sonrası nüfus dramatik biçimde azalır.
Terkediliş (7. yy)
- yüzyıl başında bir ikinci büyük deprem, kentin kalan yapılarının çoğunu yıkar. Bu sefer kent geri toparlanamaz: kalan nüfus, daha güvenli ve verimli ovalara, özellikle bugünkü Ağlasun bölgesinin alçak kesimlerine inerek küçük köy yerleşimlerine dönüşür. 7. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Sagalassos pratik olarak terk edilmiştir.
Selçuklu Sonrası Yerleşim — Ağlasun
Bizans'ın bölgedeki etkisinin zayıflamasından sonra 11.–12. yüzyıllarda Selçuklular bölgeye yerleşti. Ancak Sagalassos'un kendisi tekrar şehirleşmedi. Onun yerine bugünkü Ağlasun, eski bir Selçuklu/Beylik kasabası olarak gelişti; antik kentin adı, halk arasında "yukarıdaki harabe" olarak yaşamaya devam etti. Ağlasun'un adının kendisinin Sagalassos'tan türemiş olduğu ileri sürülür.
Modern Yeniden Keşif
- 1706: Fransız gezgin Paul Lucas, Sagalassos'tan kısaca söz eder.
- 1824: İngiliz Francis Arundell, bölgeye yapılan ilk modern bilimsel ziyaretlerden birini gerçekleştirir ve antik adı yeniden tespit eder.
- 1884–1885: Polonyalı arkeolog Karol Lanckoroński heyeti, Sagalassos'u sistemli biçimde belgeleyen ilk Avrupalı bilim heyeti olur.
- 1986: Stephen Mitchell (Swansea Üniversitesi) bölgesel bir yüzey araştırması yürütür.
- 1990: KU Leuven (Marc Waelkens) Sagalassos kazılarını başlatır.
- 2013: Jeroen Poblome kazı başkanlığını devralır.
Önemli Yapılar ve Anıtlar
Sagalassos'un kent dokusu, dağ yamacına oturmuş kademeli bir kompozisyondur. Aşağıdaki anıtlar bu kompozisyonun temel öğeleridir.
Antoninler Çeşmesi (Antonine Nymphaeum)
Sagalassos'un sembol yapısıdır. Marcus Aurelius döneminde, yaklaşık MS 160–180 arasında inşa edilen bu monumental nymphaeum, Üst Agora'nın kuzey kenarını sınırlar. Yaklaşık 28 metre genişliğinde ve 9 metre yüksekliğindeki cephesi iki katlıdır:
- Alt katta üç büyük niş; ortada Dionysos heykeli, yanlarda Apollon ve Nymphalar.
- Üst katta tanrılar ve mitolojik figürler.
- Cephenin tamamı Korint düzenindedir.
- Suyun arkadan akarak öne doğru genişleyen bir havuza dökülmesi için sofistike bir su sistemi tasarlanmıştır.
Belçika ekibi 1996–2010 arasında bu yapıyı anastylosis tekniğiyle yeniden ayağa kaldırdı. Bugün ziyaretçiler, suyun akışı altına ellerini uzatabildikleri nadir antik anıtlardan biriyle karşılaşırlar.
Hadrian Nymphaeum (Tiberius Dönemi — Revize Tarih)
Uzun süre Hadrian dönemine tarihlenen, kentin diğer büyük çeşmesi son araştırmalarla aslında Tiberius–Claudius dönemine, MS 1. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmiştir. Bu yapı, Sagalassos'un imparatorluk dönemine girdiği ilk anıtsal yatırımlardan biridir ve kentin Augustus sonrası dönemde nasıl hızla Romalılaştığını gösterir.
Alt Agora
Kentin "ekonomik kalbi" sayılan Alt Agora, 65 × 40 metre boyutlarında geniş bir kamusal meydandır. Çevresinde stoalar, dükkanlar ve tören anıtları yer alır. Döşemesinin büyük bölümü geç antik döneme aittir; bu, kentin 4.–5. yüzyıllarda hâlâ büyük bir kamusal yatırım yapabildiğini gösterir. Alt Agora'nın güneybatı köşesinde Macellum, kuzeydoğu köşesinde ise anıtsal Honorific Arch (anıtsal kemerli kapı) yer alır.
Üst Agora (Orta Agora)
Üst Agora, kentin sivil ve dini kalbidir. Bouleuterion (meclis binası), Heroon, Antoninler Çeşmesi ve birçok onurlandırma anıtı bu meydan etrafında dizilir. Üst Agora'nın doğu kenarındaki anıtsal Tiberius–Augustus kapısı, kentin Roma'ya bağlılığını sembolize eder.
Tiyatro
Tiyatro, kentin kuzeydoğu ucunda, doğal kayalık bir yamacın içine oyulmuş cavea ile öne çıkar. Yaklaşık 9.000 kişilik kapasitesi, kentin nüfusuna oranla son derece büyüktür; bu da çevre bölgeden gelen seyircileri ağırladığını gösterir. Yarı yıkık ama oldukça okunaklı bir durumdadır; özellikle batıdaki sahne binası (skene) kısmen ayaktadır.
Bouleuterion
Üst Agora'nın güneybatı köşesinde yer alan Bouleuterion, kent meclisinin (boule) toplandığı yapıdır. Helenistik dönemde inşa edilen yapı, Roma döneminde de işlevini korumuştur. Yaklaşık 200 kişilik dik oturma sıraları, akustik açıdan iyi tasarlanmış bir yarı dairesel mekân oluşturur.
Odeon
Bouleuterion'un kuzeyinde, daha küçük ve üstü kapalı bir Odeon yer alır. Müzikal performanslar, retorik gösterileri ve daha resmi siyasi toplantılar için kullanılırdı.
Apollon Klarios Tapınağı
Sagalassos'un baş tanrısı, Kolophon yakınındaki Klaros'taki ünlü kehanet merkeziyle bağlantılı Apollon Klarios'tu. Kentin en yüksek kesimlerinde yer alan tapınağın kalıntıları yarım ayakta durur; sütun parçaları, friz blokları ve cella duvarının bazı bölümleri görülebilir. Geç antik dönemde tapınak bazilikaya dönüştürülmüştür.
Heroon
Helenistik dönemin en görkemli özel anıtlarından biri olan Heroon, kentin kurucu kahramanlarından birine veya önemli bir hayırsevere adanmış anıt mezardır. Üst kısmında, "Alexandros stilinde" idealize edilmiş, çıplak kahraman dansçı/savaşçı figürleri yer alıyordu. Bu figürler Burdur Müzesi'nde sergilenmektedir.
Roma Hamamı Kompleksi
Sagalassos'un Büyük Hamamları, kentin güneyindeki teras üzerinde yer alır. Yaklaşık 80 × 55 metre alanı kaplayan kompleks, klasik Roma hamamı tipolojisini izler:
- Palaestra (jimnastik avlusu)
- Frigidarium (soğuk havuz)
- Tepidarium (ılık oda)
- Caldarium (sıcak oda)
- Hypocaust ısıtma sistemi Hamamın mermer kaplamaları ve heykel programının parçaları kazılarda bulunmuştur.
Macellum (Et Pazarı)
Alt Agora'nın güneybatı köşesinde yer alan Macellum, dairesel bir avlu etrafında dizilmiş dükkanlardan oluşur. Burası kentin et, balık ve özel gıda ürünleri pazarıydı.
Doryphoros Çeşmesi
Doryphoros (Mızraklı Adam) Çeşmesi, Erken Roma dönemine ait küçük ama zarif bir çeşmedir. Adını, çeşmenin nişinde duran Polykleitos'un ünlü "Doryphoros" heykelinin Roma kopyasından alır.
Sebasteion (İmparator Kültü Tapınağı)
Hadrian ve Antoninler kültüne adanmış olan Sebasteion, Üst Agora'nın güneydoğusunda konumlanır. Burada bulunan kolosal Hadrian, Antoninus Pius, Marcus Aurelius ve Faustina heykelleri, kentin Roma imparatorluk panteonuna olan bağlılığını gösterir.
Roman Villa ve Konut Bölgesi
Doğu yamaçta, "Doğu Konutu" olarak adlandırılan büyük Roma villası, peristil avlusu, mozaik döşemeli triklinyumu ve özel hamamlarıyla zengin bir elit konutudur. 5.–6. yüzyıla kadar kullanıldığı, sonra yıkıldığı belirlenmiştir.
Şehir Surları ve Kapıları
Helenistik dönemden itibaren inşa edilen ve Roma döneminde genişletilen şehir surları, kentin kuzey ve batı sınırını çizer. Doğuda doğal kayalıklar savunmayı sağlar. Anıtsal kuzey kapısı, kente Pisidya iç bölgesinden gelen yolun ulaştığı noktadır.
Antoninler Çeşmesi'nin Anastylosis ile Diriltilmesi
Antoninler Çeşmesi'nin restorasyonu, modern arkeolojide bir dönüm noktasıdır. Bu işlem, anastylosis denilen tekniğin en sıkı haliyle uygulanmasıydı: yapının yıkık parçalarının orijinal konumlarına geri yerleştirilmesi, eksik parçalar için yalnızca yapısal bütünlük açısından gerekli minimum modern müdahalenin yapılması.
Felsefe:
- Yalnızca yapıya ait, yerinde bulunmuş parçalar kullanıldı.
- Modern eklemeler (örneğin küçük dolgular veya destek elemanları) açıkça ayırt edilebilir biçimde, kireç harçtan veya farklı tonda taştan yapıldı.
- Hiçbir hayalî tamamlama yapılmadı; eksik niş heykelleri orijinal yerlerine değil, müzeye gönderildi; nişler boş bırakıldı veya kopyalarla doldurulmadı.
- Suyun yeniden akıtılması, yapının "tören sistemi" olarak yeniden işler hale getirilmesi amacıyla yapıldı; bu, ören yerine "yaşayan" bir nitelik kazandırdı.
Süreç:
- 1993: İlk parça inventerleri çıkarılır.
- 1996: Birinci aşama anastylosis çalışmaları başlar.
- 2002: Yapının doğu yarısı tamamlanır.
- 2008: Cephenin tamamı yeniden ayağa kalkar.
- 2010: Su sisteminin yeniden tasarlanması ve akış sağlanması.
- 2010–günümüz: Periyodik bakım ve izleme.
Belçika ekibinin yayımladığı detaylı raporlar (Sagalassos Final Reports, cilt 5–7), bu çalışmayı dünya çapında akademik bir referans hâline getirmiştir.
Marcus Aurelius'un Kolosal Heykeli
2008 yılı, Sagalassos kazıları için tarihsel bir yıl oldu. Sebasteion'un (İmparator Kültü Tapınağı) doğu nişinde, yaklaşık beş metre yüksekliğindeki bir kolosal Marcus Aurelius heykelinin parçaları bulundu:
- Kafa (yaklaşık 0.9 metre yüksekliğinde)
- Sol ayak (1.5 metre uzunluğunda)
- Sağ el (1.3 metre uzunluğunda)
- Kol parçaları
- Toga drapelerinden parçalar
Heykel, Antoninus Pius'un yanına dikilmiş, MS 161–169 arasında, Marcus Aurelius'un imparator olduğu ilk yıllarda yapılmıştır. Beş metre yüksekliğindeki bu heykelin orijinali bir podyumun üzerinde 6 metreyi aşıyordu; muhtemelen kentin en görkemli görsel anıtıydı.
Heykelin tüm parçaları bugün Burdur Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Müzedeki "Sagalassos Salonu", özellikle bu heykelin başı için tasarlanmış özel aydınlatmaya sahiptir; uluslararası ziyaretçilerin akın ettiği bir noktadır.
Roma İmparatorluk Panteonu
Sagalassos'ta bulunan imparator heykellerinin bütünü, kentin Roma'ya verdiği derin bağlılığın somut bir kanıtıdır. Burada yalnızca Marcus Aurelius değil, neredeyse tüm Antoninler hanedanının kolosal heykellerinden parçalar bulunmuştur:
- Hadrian (MS 117–138): Mermer kolosal başı, MS 120'lerde üretildi. Sebasteion'un orta nişine yerleştirilmişti.
- Antoninus Pius (MS 138–161): Hem kafa parçaları hem de drape kıyafet parçaları bulundu.
- Faustina the Elder (Antoninus Pius'un eşi): Kolosal başı bulundu; Antoninler hanedanının kadın üyelerinin de imparator kültünde önemli bir yer tuttuğunu gösterir.
- Marcus Aurelius (MS 161–180): Beş metrelik kolosal heykelin parçaları.
- Lucius Verus (Marcus Aurelius'un kardeşi-imparatoru): Daha küçük ölçekli portreleri bulundu.
Bu seri, Sagalassos'un Roma imparatorluk kültüne tek bir imparatorla sınırlı değil, hanedan düzeyinde bağlı olduğunu gösterir. Anadolu'da bu kadar eksiksiz bir Antoninler imparator portre serisi başka yerde bulunmamıştır.
KU Leuven Çok Disiplinli Çalışması
Sagalassos, 1990'da Marc Waelkens'in başlattığı kazılardan bu yana, dünyada çok disiplinli arkeolojinin model projelerinden biri olmuştur. KU Leuven (Katholieke Universiteit Leuven, Belçika) liderliğindeki ekip, arkeolojiyi şu disiplinlerle birleştirir:
- Jeoloji: Akdağ fay hattının aktivite tarihi, kentin geçirdiği depremlerin sismik şiddetleri.
- Paleo-iklim: Göl çekirdek örnekleri (Burdur, Salda, Eğirdir göllerinden) ve buz çekirdekleriyle bölgenin son 10.000 yıllık iklim değişimleri.
- Arkeobotanik: Kentte ve hinterlandında bulunan bitki kalıntıları (tahıl, üzüm, zeytin, baklagiller, otsu türler) üzerinden tarımsal tarih.
- Arkeozooloji: Hayvan kemiklerinden hayvancılık örüntüleri ve beslenme alışkanlıkları.
- Antropoloji ve Antik DNA: Mezarlardan çıkarılan insan iskeletlerinden DNA analizi; özellikle Justinianus Vebası'nın Yersinia pestis bakterisinin tespitinde dönüm noktası oldu.
- 3D Modelleme ve Dijital Arkeoloji: Tüm yapı parçalarının dijital olarak modellenmesi, anastylosis süreçlerinin sanal ortamda denenmesi.
- GIS ve Uzaktan Algılama: Bölge genelinde antik yerleşim ve yol ağlarının haritalanması.
- "Sagalassos Toprakları" Projesi: 1.200 km²'lik bir bölgesel araştırma alanı içinde, antik bölge iskan tarihinin sistematik belgelenmesi.
Bu yaklaşım, Sagalassos'u yalnızca bir kent kazısı değil, çevresiyle birlikte bir bölgesel iskan tarihi laboratuvarına dönüştürmüştür.
Arkeolojik Çalışmaların Tarihi
1706 — Paul Lucas: Fransız gezgin Paul Lucas, Sagalassos'tan kısaca söz eden ilk Avrupalıdır; ama kentin adını kesin tespit edememiştir.
1824 — Francis Arundell: İngiliz papaz ve arkeolog Francis Arundell, Pisidya gezisi sırasında Ağlasun harabelerini ziyaret etti ve yazıt kanıtlarıyla bu kentin Sagalassos olduğunu doğru biçimde belirledi.
1884–1885 — Karol Lanckoroński: Polonyalı sanat tarihçisi ve arkeolog Karol Lanckoroński, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun desteğiyle Pisidya ve Pamfilya bölgelerini sistemli biçimde belgeledi. Sagalassos hakkında ilk detaylı çizimler, plan eskizleri ve fotoğraflar bu heyetten gelir. Lanckoroński'nin iki ciltlik eseri "Städte Pamphyliens und Pisidiens" (1890–1892), Sagalassos için temel bir başvuru kaynağı olmaya devam eder.
1986 — Stephen Mitchell: Swansea Üniversitesi'nden Stephen Mitchell, Pisidya yüzey araştırması projesini başlattı; Sagalassos bu projenin ana odak noktalarından biriydi. Mitchell'in araştırması, kentin sistematik kazısı için zemin hazırladı.
1990–2013 — Marc Waelkens (KU Leuven): Marc Waelkens, Sagalassos kazılarının kurucusu ve 1990–2013 arasında 23 yıl boyunca başkanıdır. Onun liderliğinde Antoninler Çeşmesi'nin anastylosis çalışmaları, Sebasteion kazısı, hamam kompleksi araştırması ve "Sagalassos Toprakları" projesinin temelleri atıldı.
2013–günümüz — Jeroen Poblome: Marc Waelkens'in halefi Jeroen Poblome, kazıların yeni döneminde özellikle sürdürülebilirlik, topluluk katılımı, dijital arkeoloji ve geç antik dönem üzerine yoğunlaşmıştır. Onun yönetiminde Sagalassos kazıları, bir akademik proje olmanın yanı sıra Ağlasun ilçesinin sosyo-ekonomik kalkınmasıyla iç içe geçmiş bir yerel ortaklık modeli haline gelmiştir.
Burdur Arkeoloji Müzesi: Sagalassos'ta bulunan tüm taşınır eserlerin ana merkezi Burdur Müzesi'dir. Marcus Aurelius'un kolosal heykelinin parçaları, Hadrian başı, Antoninus Pius ve Faustina başları, Heroon dansçı figürleri, Sagalassos Kırmızı Astarlı Sofra Takımı örnekleri, sikkeler ve yazıtlar burada sergilenir. Müzedeki "Sagalassos Salonu" özellikle bu amaçla 2011'de yenilenmiştir.
Sayısal Veriler
| Veri | Değer | Açıklama |
|---|---|---|
| Konum | Ağlasun, Burdur | Akdağ'ın güney yamaçları |
| Rakım | 1.450–1.700 m | Akdeniz'in en yüksek antik kentlerinden biri |
| Modern Ağlasun'a mesafe | 7 km | Son kısım dağ yolu |
| Burdur'a mesafe | 30 km | Yaklaşık 40 dakika |
| Antalya'ya mesafe | 110 km | Yaklaşık 2 saat |
| Antik nüfus | 5.000–7.000 (kent), 30.000+ (hinterland) | MS 2. yy zirvesi |
| İlk yerleşim | MÖ 5. yy | Pisidya yerleşimi |
| İskender geçişi | MÖ 333 | Kuşatma yaşanmadı |
| Roma egemenliği | MÖ 25 | Galatya eyaleti |
| Altın çağ | MS 1.–3. yy | Hadrian–Antoninler dönemi |
| Birinci büyük deprem | MS ~518 | Antoninler Çeşmesi hasar gördü |
| Justinianus vebası | MS 541–543 | DNA kanıtıyla doğrulandı |
| Terkediliş | 7. yy | İkinci büyük deprem sonrası |
| Modern keşif | 1824 | Francis Arundell |
| Kazıların başlangıcı | 1990 | Marc Waelkens, KU Leuven |
| Antoninler Çeşmesi boyutu | 28 × 9 m | Marcus Aurelius dönemi |
| Tiyatro kapasitesi | ~9.000 kişi | Kayaya oyulmuş |
| Bouleuterion kapasitesi | ~200 kişi | Üst Agora'nın güneybatısı |
| Alt Agora boyutu | 65 × 40 m | Geç antik döşeme |
| Marcus Aurelius heykeli | ~5 m yüksekliğinde | 2008'de bulundu |
| Kazı sezonu | Haziran–Eylül | Kış kar nedeniyle imkansız |
| Yıllık ziyaretçi | ~100.000 | Yükselen bir trend |
| Ziyaret süresi | 2,5–3 saat | Alan büyük ve eğimli |
| Ana kazı yayını | Sagalassos Final Reports | Leuven University Press |
Ziyaretçi Bilgisi
Nasıl Gidilir?
- Antalya'dan: Antalya–Burdur D-650 karayolu üzerinden yaklaşık 110 km, 2 saatlik bir yolculuk. Bucak ilçesi geçildikten sonra Ağlasun tabelalarını takip edin. Ağlasun ilçe merkezinden Sagalassos'a son 7 km, dağ tarafına doğru tırmanan dik bir asfalt yoldur. Bu yol asfaltlıdır ama dar ve virajlıdır; yağmurlu havalarda dikkatli olunmalıdır.
- Burdur'dan: Burdur şehir merkezinden yaklaşık 30 km. Burdur–Antalya yolundan Ağlasun istikametine sapın.
- Isparta'dan: 45 km, yaklaşık 50 dakika.
- Toplu taşıma: Burdur ve Isparta'dan Ağlasun'a düzenli dolmuş seferleri vardır. Ancak Ağlasun'dan Sagalassos'a doğrudan toplu taşıma yoktur; ya taksi tutmak ya da ilçeden anlaşmalı bir transfer aracı bulmak gerekir.
Saatler ve Müzekart
- Yaz dönemi (Nisan–Ekim): 08:30–19:00
- Kış dönemi (Kasım–Mart): 08:30–17:00 (kar nedeniyle kapanabilir)
- Bilet: Türk Müzekart geçerlidir. Yabancı ziyaretçiler için tek seferlik bilet ücreti, güncel Kültür Bakanlığı tarifesine göredir.
- Kapanış: Yoğun kar yağışı veya sis nedeniyle kış aylarında alan günlerce kapalı kalabilir; ziyaret öncesi mutlaka Burdur Müzesi'ne danışılması önerilir.
Süre
Alanı verimli gezmek için en az 2,5–3 saat ayırmak gerekir. Alanın eğimli yapısı ve geniş yayılımı, yürüyüş sürelerini uzatır. Antoninler Çeşmesi, Tiyatro, Alt ve Üst Agoralar ile Sebasteion ana duraklardır. Daha kapsamlı bir ziyaret (Apollon Klarios Tapınağı ve nekropoller dahil) yarım gün sürebilir.
Mevsim
- Yaz (Haziran–Ağustos): Gündüz 25–28 °C, gece 12–15 °C. Sagalassos için ideal mevsim. Kazılar genelde Temmuz–Eylül arasında sürer; ziyaretçiler şanslıysa çalışan ekibi de görebilir.
- Sonbahar (Eylül–Ekim): Berrak gökyüzü, etkileyici ışık. Fotoğrafçılar için en iyi mevsim.
- İlkbahar (Mayıs): Kar erimesinin tamamlandığı, yamaçların kır çiçeklerine boğulduğu zarif bir dönem.
- Kış (Kasım–Mart): Sagalassos genellikle kar altındadır; bu süreçte alan kapalıdır. Kar manzarası muhteşem olsa da, yollar tehlikeli olabilir.
Ne Götürmeli?
- Sağlam, kaymaz yürüyüş ayakkabıları (zorunlu; alan engebeli ve dik).
- Geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü, yüksek faktörlü güneş kremi (yüksek rakımda UV yoğun).
- Yaz aylarında bile ince bir hırka veya yelek (rüzgar serindir).
- En az 1–1,5 litre su (alan içinde su satışı sınırlıdır).
- Atıştırmalık (alan içinde restoran/kafe yoktur, sadece giriş yakınında küçük bir büfe).
- Fotoğraf makinesi veya iyi bir telefon kamerası; ışık koşulları olağanüstüdür.
- Yağmurluk veya rüzgarlık (dağ havası değişkendir).
Çevre Gezilecek Yerler
- Burdur Arkeoloji Müzesi (30 km): Sagalassos buluntularının ana sergi alanı. Marcus Aurelius heykelinin parçaları, Hadrian başı, Heroon dansçıları burada sergilenir. Ziyaret kesinlikle önerilir.
- Sagalassos Kazı Evi (Ağlasun, 7 km): KU Leuven ekibinin yaz aylarında çalıştığı kazı evi. Belirli günlerde önceden randevu ile rehberli turlar düzenlenir.
- Salda Gölü (90 km): Türkiye'nin Maldivler'i olarak anılan, eşsiz beyaz kıyılı krater gölü.
- Pisidya Antiokheia (Yalvaç, 150 km): Sagalassos kadar zengin bir başka Pisidya kenti. Aziz Paulus'un vaaz verdiği yer olarak da bilinir.
- İnsuyu Mağarası (40 km): Burdur yakınındaki güzel sarkıt-dikit mağarası.
- Kibyra (180 km): Gölhisar yakınlarındaki bir başka önemli antik kent.
Erişilebilirlik
Sagalassos, fiziksel olarak en zorlu antik kentlerden biridir:
- Yüksek rakım, nefes alıp vermeyi zorlaştırabilir; özellikle kalp ve solunum sorunu olanlar dikkatli olmalıdır.
- Eğim, tekerlekli sandalye veya hareket güçlüğü çekenler için neredeyse aşılmazdır.
- Çocuklu aileler için, yürüyüş mesafelerinin uzun olduğu hatırlatılmalı, bebek arabası yerine sırt taşıyıcı tercih edilmelidir.
- Yaşlı ziyaretçiler için en azından Alt Agora ve Antoninler Çeşmesi'ne kadar olan kısım nispeten daha kolay erişilebilir; Apollon Klarios Tapınağı'na kadar tırmanmak ise daha güçlüdür.
Sıkça Sorulan Sorular
S: Sagalassos neden "Pisidya'nın Atinası" olarak anılıyor? C: Bu nitelendirme, Strabon'un "Pisidya'nın birinci şehri" tabirinin sonraki yüzyıllarda zenginleştirilmiş bir ifadesidir. Pisidya'nın metropolü ve dağlardaki kültürel/anıtsal merkezi olması, ayrıca Yunan-Roma kültürünü iç Anadolu'nun yaylalarına taşıyan bir kapı niteliği taşıması bu sıfata yol açmıştır.
S: Büyük İskender Sagalassos'u kuşattı mı? C: Hayır. Sagalassos, İskender'e direnmeden teslim olan bir kenttir. Bu, Termessos veya diğer bazı Pisidya kentleriyle çelişen, Sagalassos'un pragmatik bir politik tercih yaptığını gösteren önemli bir tarihsel olaydır.
S: Antoninler Çeşmesi'nden gerçekten su mu akıyor? C: Evet. Belçika ekibinin 2010'da tamamlanan anastylosis çalışmasının sonunda, antik su sistemine yakın bir tasarımla suyun yeniden akıtılması sağlandı. Bugün ziyaretçiler şelalenin altına ellerini uzatabilir; bu, Anadolu'da ve hatta dünyada eşine az rastlanan bir deneyimdir.
S: Marcus Aurelius'un 5 metrelik heykelinin tamamı ayakta mı? C: Hayır, heykelin tamamı korunmamıştır. Başı, ayakları, elleri ve bazı drape parçaları bulundu. Bu parçalar Burdur Müzesi'nde sergilenmektedir; orijinal beş metrelik dikilmiş heykelin ihtişamını ancak hayal etmek mümkündür.
S: Sagalassos nasıl terkedildi — depremler mi, veba mı? C: İkisinin birleşimi. MS ~518 ve 7. yy başındaki depremler kentin fiziksel altyapısını yıkarken, MS 541–543'teki Justinianus Vebası nüfusunu dramatik biçimde azalttı. Bu üç darbenin üst üste binmesi, kentin yeniden inşa edilemeyecek kadar zayıflamasına yol açtı.
S: Vebanın Sagalassos'a ulaştığı nasıl kanıtlandı? C: KU Leuven ekibinin antropolog ve genetik uzmanları, Sagalassos'taki bazı toplu mezarlardan antik DNA örnekleri aldı. Bu örneklerde Yersinia pestis (veba bakterisi) DNA'sının izleri tespit edildi; bu, Justinianus vebasının kente ulaştığının doğrudan biyolojik kanıtıdır.
S: Sagalassos'a kışın gidilebilir mi? C: Genellikle hayır. Aralık'tan Mart sonuna kadar alan büyük çoğunlukla kar altındadır ve resmî olarak kapalıdır. Bahar erken geliyorsa Mart sonu/Nisan'da açılabilir. Kış ziyareti planlanıyorsa Burdur Müzesi'ne danışmak şarttır.
S: Ağlasun'dan Sagalassos'a yürüyerek gidilir mi? C: Teknik olarak mümkün ama önerilmez. 7 km'lik mesafenin büyük bölümü dik bir dağ yokuşudur; özellikle yaz sıcağında riskli olabilir. Taksi veya kiralık araç tercih edilmelidir.
S: Sagalassos UNESCO Dünya Mirası mı? C: Henüz değil; ama Türkiye'nin UNESCO Geçici Listesi'nde (2009'dan beri) yer almaktadır. Kalitesi, korunmuşluğu ve restorasyon standartları açısından kalıcı listeye dahil edilmesi yaygın olarak beklenmektedir.
S: Kazılar hâlâ sürüyor mu? C: Evet. Jeroen Poblome liderliğinde KU Leuven ekibi, Haziran–Eylül arası yoğun bir kazı sezonu yürütür. Ziyaretçiler şanslıysa çalışan ekibi izleme fırsatı bulabilir.
S: Burdur Müzesi'nden başka nerede Sagalassos buluntuları var? C: Antalya Müzesi'nde de birkaç eser bulunur; ancak Sagalassos eserlerinin büyük çoğunluğu (yaklaşık %95) Burdur Müzesi'ndedir. Birkaç heykel parçası dünya turnesinde, "Sagalassos: Pisidya'nın Görkemli Şehri" sergisi kapsamında geçici olarak sergilenmiştir.
S: Hadrian Nymphaeum gerçekten Hadrian dönemine mi ait? C: Hayır; son araştırmalar bu çeşmenin aslında Tiberius–Claudius dönemine, MS 1. yüzyılın ilk yarısına ait olduğunu göstermiştir. Eski "Hadrian Nymphaeum" adı geleneksel olarak kullanılmaya devam etmekle birlikte, akademik yayınlarda artık tarihi revize edilmiştir.
Kaynaklar
- Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi (resmî site, KU Leuven) — sagalassos.be: Tüm kazı raporları, dijital modeller, restorasyon çalışmaları ve "Sagalassos Toprakları" projesinin verileri burada yayımlanmaktadır.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Burdur Sagalassos Antik Kenti: Türkiye'nin resmî ören yeri sayfası, ziyaret saatleri ve giriş bilgileri.
- Burdur Arkeoloji Müzesi: Sagalassos buluntularının ana sergi merkezi. Müze yayınları ve kataloglar.
- Wikipedia — Sagalassos: Genel referans niteliğinde, çok dilli erişilebilir bir özet.
- Turkish Archaeological News — "Sagalassos": Modern Türkiye'deki arkeolojik gelişmeleri Türkçe ve İngilizce takip eden bir portal; Sagalassos hakkında düzenli güncellemeler içerir.
- Sagalassos Final Reports (Leuven University Press): KU Leuven ekibinin nihai kazı raporları. Cilt 1 (Konteks ve İlk Sezonlar), Cilt 2 (Çömlekçi Mahallesi), Cilt 5–7 (Antoninler Çeşmesi anastylosis raporu), Cilt 9 (Geç Antik Dönem) gibi referans yayınlar.
- Waelkens, M., Poblome, J. (ed.) — Sagalassos: Pisidian Mountain Pearl, Leuven University Press, çok ciltli yayın serisi: Anadolu arkeolojisinde standart başvuru kaynağı.
- Mitchell, S. (1991–1995). "Anatolia: Land, Men, and Gods in Asia Minor" (Cilt I-II), Oxford University Press: Pisidya bağlamında Sagalassos'un tarihsel konumunu kapsamlı biçimde inceler.
- Lanckoroński, K. (1890–1892). "Städte Pamphyliens und Pisidiens" (Cilt I-II): Sagalassos'un en eski bilimsel belgeleme çalışması; çizim ve fotoğraflar arkeoloji tarihinin klasiğidir.
- Talloen, P. (2015). "Cult in Pisidia: Religious Practice in Southwestern Asia Minor from Alexander the Great to the Rise of Christianity", Brepols: Sagalassos'un Apollon Klarios ve imparator kültü uygulamaları üzerine en kapsamlı çalışma.
- Poblome, J. (1999). "Sagalassos Red Slip Ware: Typology and Chronology", Brepols: Kentin ekonomik kalbi olan kırmızı astarlı seramiğin uluslararası referansı.
- Köse, V. (2005). "Nekropolen und Grabdenkmäler von Sagalassos", Brepols: Sagalassos nekropolleri ve mezar anıtları üzerine temel çalışma.
- UNESCO Geçici Liste — "Archaeological Site of Sagalassos" (whc.unesco.org/en/tentativelists/5409): Türkiye'nin 2009'da sunduğu resmî aday dosyası.
