Çatalhöyük

Bir Neolitik Megakentin Hayatı ve Ölümü

24 dk okuma

Çatalhöyük, bugün Konya Ovası'nın güneydoğusunda, Çumra ilçesinin sazlık ve buğday tarlalarıyla kuşatılmış düz topraklarında yükselen iki alçak höyüğün altında saklanan, dünya tarih öncesinin en sarsıcı yerleşimlerinden biridir. Yaklaşık dokuz bin yıl önce burada, sokakları olmayan; evleri birbirine peteklerin gözleri gibi yapışmış; insanların çatılardaki deliklerden ahşap merdivenlerle aşağı indiği; ölülerin ev tabanlarındaki platformların altına gömüldüğü; duvarlarda leoparların, akbabaların ve patlayan bir volkanın resmedildiği; tahminen beş bin ile sekiz bin kişiyi barındıran bir "proto-kent" vardı. Bu yerleşim, MÖ 7500 dolaylarında Doğu Höyük'te kurulmuş, yaklaşık bin yıl boyunca durmaksızın yeniden inşa edilerek MÖ 6400'lere doğru zirvesine ulaşmış; ardından MÖ 6400–5700 arasında daha açık planlı Batı Höyük'e kayarak Geç Neolitik–Erken Kalkolitik geçişin tanığı olmuştur. 1958'de İngiliz arkeolog James Mellaart'ın yüzey araştırmasıyla bilim dünyasına tanıtılan ve 1961–1965 arasındaki kısa ama çığır açıcı kazılarla "Ana Tanrıça" tartışmasını başlatan Çatalhöyük, Ian Hodder'ın 1993–2017 arasında yürüttüğü yirmi beş yıllık disiplinlerarası proje sayesinde dünya arkeolojisinin laboratuvarına dönüştü. 2012'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren alan, avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçen insanın "neden bir araya geldiğini" sormak için hâlâ en derin cevapları sunan yerdir.

İçindekiler

  1. Çatalhöyük Neden Önemli
  2. Coğrafya ve Çevre
  3. Tarihsel Kronoloji
  4. Yapısal Özellikler ve Günlük Yaşam
  5. Sembolik Dünya ve Ritüel
  6. Arkeolojik Çalışmalar
  7. Sayısal Veriler
  8. Ziyaretçi Bilgisi
  9. Sıkça Sorulan Sorular
  10. Kaynaklar

<a id="catalhoyuk-neden-onemli"></a>

Çatalhöyük Neden Önemli

Çatalhöyük, sıradan bir Neolitik köy değildir. İnsanlık tarihinin "yerleşik hayata geçiş" diye anılan o büyük eşiğinde, dünya üzerinde başka hiçbir yerde tekrarlanmayan bir ölçek ve karmaşıklık denemesidir. Aşağıdaki başlıklar onu neden böylesine eşsiz kıldığını özetler.

  • Dünyanın bilinen en eski büyük yerleşimlerinden biri: MÖ 7500'lerden MÖ 5700'lere kadar yaklaşık 1.800 yıl boyunca kesintisiz iskân görmüş, doruk dönemlerinde tahminen 5.000 ile 8.000 kişiyi barındıran bu yerleşim, "kent" kavramının kerpiç ve sazdan ilk taslağıdır. Daha eski Aşıklı Höyük, Boncuklu Höyük veya Levant'taki Eriha gibi yerleşimler de vardır; ama bunların hiçbiri Çatalhöyük'ün ulaştığı yoğunluğa ve süre kalıcılığına yaklaşamaz.
  • Sokaksız "honeycomb" mimari: Evler birbirine yapışıktır; ortak duvarları, paylaşılan sınırları vardır; yerleşimin içinde ne caddeler ne meydanlar bulunur. Giriş çatıdan yapılır, çatılar gerçek "sokak" işlevi görür. Bu plan, dünya mimarlık tarihinde benzersizdir ve sonraki binyıllarda hiçbir kültür birebir tekrarlamamıştır.
  • Bilinen en eski büyük ölçekli duvar sanatı: Leopar, akbaba, geyik, yaban sığırı sahneleri; geometrik bantlar; el izleri; ve dünyanın belki de en eski manzara/harita resmi olduğu öne sürülen "Hasan Dağı patlaması" paneli. Mağaralardan çıkmış sanat, ilk kez ev içine taşınmıştır.
  • Ev içi gömü ve "ölü sayma" kültü: Ölüler ev tabanındaki platformların altına gömülür; bazı bireylerin önce dışarıda akbabalara açıkta bekletilerek etlerinden ayrıldığı (excarnation) düşünülür; kafatasları çıkarılıp sıvanır, boyanır ve nesiller boyu evden eve dolaştırılır. Yaşayanlar ile atalar tek bir mekânı paylaşır.
  • Eşitlikçi ya da yatay bir toplum: Bugüne kadar ne saray, ne tapınak, ne ambar kompleksi, ne de bir "yönetici" mezarı bulunmuştur. Tüm evler benzer büyüklükte, benzer eşyaya, benzer yiyeceğe sahiptir. Bu, hiyerarşi olmadan da binlerce insanın bir arada yaşayabildiğinin en güçlü kanıtıdır.
  • Tarımın laboratuvarı: Buğday, arpa, mercimek, bezelye gibi ilk evcil bitkilerle; koyun, keçi ve nihayetinde sığırın evcilleştirilmesi sürecinin tüm aşamaları, tek bir höyüğün stratigrafisinde okunabilir.
  • UNESCO Dünya Mirası (2012): Komite, alanı "Neolitik dönemde insan toplumlarının evrimini olağanüstü biçimde belgeleyen istisnai bir mekân" olarak tescil etmiştir (Kriter iii ve iv).

Bu yedi madde, Çatalhöyük'ü "eski bir yer" olmaktan çıkarıp tüm modern dünyanın atası olan bir deneyime dönüştürür: Bir araya gelmiş, çoğalmış, anlam üretmiş ve sonunda dağılmış bir insan topluluğunun romanı.

<a id="cografya-ve-cevre"></a>

Coğrafya ve Çevre

Çatalhöyük'ü anlamak için önce Konya Ovası'nı, bugünkü kurak görüntüsünün ardında saklanan Pleistosen sonu sulak ovasını ve Çarşamba Çayı'nın paleo-deltasını gözünüzde canlandırmak gerekir.

Konum:

  • Konya il merkezine kuş uçuşu yaklaşık 50 km, karayoluyla 52 km güneydoğuda yer alır.
  • Çumra ilçe merkezine yaklaşık 9 km uzaklıktadır; alan idari olarak Çumra'ya bağlıdır.
  • Doğu Höyük (büyük olan) ile Batı Höyük (daha küçük ve daha geç) arasında, kuru bir nehir yatağı veya küçük bir kanal şeridi uzanır.
  • Rakım yaklaşık 1.000 metredir; çevresi tamamen düz Konya Ovası'dır.

Konya Ovası'nın Jeolojisi:

  • Konya Ovası, Toros sıradağlarının kuzeyinde, İç Anadolu'nun kapalı havzalarından biridir. Drenajı dışarıya değil, içe, eski Konya Gölü'nün tortullarına doğru akar.
  • Pleistosen döneminde bu havzanın büyük bir kısmı Eski Konya Gölü (Konya Paleo-Lake) ile kaplıydı. Holosen başlarında göl çekildiğinde, geride çok geniş, kil ağırlıklı bir alüvyal düzlük bıraktı.
  • Çarşamba Çayı, Toros'tan inerek bu eski göl yatağında bir alüvyal yelpaze, kuzeybatıya doğru ise bir paleo-delta oluşturmuştur. Çatalhöyük tam da bu paleo-deltanın orta kesiminde, sulak ve verimli alanlarda kurulmuştur.
  • Höyüğün hemen çevresindeki toprak günümüzde sarımsı-bej, ağır killi alüvyondur; bu toprak, kerpicin temel hammaddesidir.

Neolitik Dönemde İklim ve Manzara:

  • Bugün Konya Ovası bozkır iklimine sahiptir: yazlar kuru ve sıcak (35–38 °C), kışlar soğuk (−10 °C'ye düşebilir), yıllık yağış 300–350 mm civarındadır.
  • MÖ 7500 dolayında, Erken Holosen "iklim optimumu" sırasında bölge bugünkünden çok daha nemliydi. Mevsimlik göller, bataklıklar, sazlıklar ve geniş çayırlar Çarşamba paleo-deltasını yaşayan bir sulak alana çeviriyordu.
  • Çevre, ortaya çıkan arkeobotanik verilere göre buğday, arpa, mercimek gibi tahıllar için ideal mevsimsel taşkın topraklarına sahipti; aynı zamanda yaban sığırı (aurochs), kızıl geyik, yaban domuzu ve su kuşları için zengin bir habitattı.
  • Höyüğün hemen yakınında ahşap için kullanılabilecek dut, söğüt, kavak, ardıç gibi nehir kıyısı ağaçları yetişiyordu; uzaktaki Toros eteklerinden ardıç ve meşe taşındığı palinoloji ve odun anatomisi çalışmalarıyla gösterilmiştir.
  • Volkanik kaynak olarak en önemli iki dağ ufukta görünüyordu: kuzeydoğuda Hasan Dağı (3.268 m) ve Karadağ silsilesi, daha uzakta ise Göllüdağ ve Nenezi Dağ. Bu volkanlardan elde edilen obsidiyen, Çatalhöyük ekonomisinin omurgasıydı.

Modern Çumra ve Çevresi:

  • Çumra, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Konya Ovası sulama projeleriyle (özellikle Almanlar tarafından yürütülen sulama kanalları) önem kazanmış bir tarım ilçesidir.
  • Bugün ovayı kaplayan kanal sistemi, paradoksal biçimde Neolitik dönemin "doğal sulak alan" mantığını taklit eder; ova yeniden yeşermiş, ancak bu kez şeker pancarı, mısır ve buğday ile.
  • Höyük çevresinde modern köy yerleşimi sınırlıdır; en yakın yerleşim Küçükköy köyüdür. Alanın geniş tampon bölgesi UNESCO statüsü gereği yapılaşmadan korunur.

Çatalhöyük'ün ortaya çıkışı, bu çevrenin sunduğu üç hediye olmadan düşünülemez: alüvyal kil (kerpiç ve sıva), Çarşamba'nın taze suyu ve volkanik komşulukların obsidiyeni.

<a id="tarihsel-kronoloji"></a>

Tarihsel Kronoloji

Çatalhöyük Öncesi: Aceramic Neolitik Komşuluklar (MÖ 8500–7500)

Çatalhöyük birdenbire ortaya çıkmamıştır. Onun hikâyesinin "girişi", Orta Anadolu'nun başka yerlerinde yazılmıştı.

  • Aşıklı Höyük (Aksaray), MÖ 8400–7400 arasında iskân görmüş, "yumurta kabuğu" planlı yuvarlak evlerden kareye doğru evrilen mimariyle Çatalhöyük'ün tipolojik habercisidir. Burada koyun-keçi yönetimi ve obsidiyen yongalama geleneği daha şimdiden vardır.
  • Boncuklu Höyük, Çatalhöyük'ün yalnızca 9 km kuzeyinde, MÖ 8500–7500'lere tarihlenir. Çatalhöyük'ün doğrudan kültürel atası gibi görünür: ev tabanı altına gömü, küçük ölçekli kerpiç evler, fırın-platform-ocak üçlüsü hep buradadır.
  • Pınarbaşı (Karaman yakını) ise daha küçük, mevsimlik bir avcı-toplayıcı kampıdır ve geçişin bir başka aşamasını gösterir.

Bu komşuluklar, MÖ 7500 civarında Çumra ovasındaki Çarşamba paleo-deltasına yöneldiklerinde, Çatalhöyük'ün tohumu atılmış olur.

Erken Çatalhöyük (MÖ 7500–7000): Kuruluş

  • Doğu Höyük'ün en alt tabakaları (Mellaart'ın XII–IX seviyeleri, Hodder'ın South.G–South.H evreleri) bu döneme aittir.
  • İlk yerleşim küçüktür: belki birkaç hektar, birkaç düzine ev. Mimari zaten karakteristiktir — bitişik kerpiç evler, çatıdan giriş, ev içi gömü.
  • Tahıl repertuvarı emmer ve einkorn buğdayı, arpa, mercimek ile sınırlıdır. Hayvanlar büyük ölçüde hâlâ yabanidir; koyun ve keçi yönetim altındadır ama tam evcilleştirme yoluna girmiştir.
  • Çanak çömlek bu evrede ya hiç yoktur ya da çok azdır; bu nedenle "aceramic" / "öncül seramik" evre olarak anılır.

Orta Çatalhöyük (MÖ 7000–6500): Doruk

  • Yerleşimin en gösterişli dönemidir. Doğu Höyük 13 hektara yayılmış, tahminen 5.000–8.000 kişiyi barındırır hale gelmiştir.
  • Mellaart'ın VIII–VI seviyeleri bu evrede yer alır; en zengin duvar resimleri (leopar panelleri, kırmızı geyik avı sahneleri, "Hasan Dağı" paneli) ve en gösterişli bukranion (boğa kafatası) enstalasyonları bu tabakalardan gelir.
  • "Tarih evleri" (history houses) bu dönemde belirginleşir: bazı evler 3–5 nesil boyunca yeniden yeniden inşa edilir, daha çok kafatası gömüsü ve daha çok ritüel donanım barındırır.
  • Tarımsal repertuvar artar; bitki süpürgesi domestikasyonu gibi yeni bitkiler gelir; obsidiyen ticareti Anadolu çevresine, Kıbrıs'a ve Levant'a kadar uzanır.
  • Topluluk muhtemelen bu evrede üç–dört "mahalleye" bölünmüş gibidir; her mahallede bir ya da iki "tarih evi" merkez konumdadır.

Geç Doğu Höyük (MÖ 6500–6400): Yavaş Dönüşüm

  • Yoğunluk azalır; bazı evler büyür; duvar resimlerinin sayısı düşer.
  • Çanak çömlek artar, taş alet sayıları değişir; av ve evcil hayvan dengesi evcil lehine kayar.
  • Bu, "düşüş" değil "metamorfoz"dur: topluluk dağılmıyor, davranışları değiştiriyor.

Batı Höyük (MÖ 6400–5700): Geç Neolitik–Erken Kalkolitik

  • Doğu Höyük'ün hemen batısındaki ikinci höyük bu dönemde aktif hale gelir.
  • Mimari değişir: evler daha büyük, daha ayrıktır; aralarında açık alanlar, hatta küçük "sokak benzeri" boşluklar oluşur.
  • Çanak çömlek belirgin biçimde artar; boyalı seramik gelenekleri ortaya çıkar.
  • Bakır kullanımı (henüz erimiş değil, dövme olarak) başlar; bu, Çatalhöyük'ün Kalkolitik eşiği geçtiğini gösterir.
  • MÖ 5700 dolaylarında alan tamamen terk edilir. Nedeni tartışmalıdır: iklim kuraklaşması, Çarşamba'nın yatak değiştirmesi, toprak yorgunluğu, demografik kırılma ya da basit bir "alan değişikliği" hipotezleri tartışılır.

Sessizlik (MÖ 5700 – MS 1958)

  • Höyük, 7.500 yıldan uzun süre boyunca büyük ölçüde sessiz kalır. Roma ve Bizans dönemlerinde tepenin üzerinde küçük, mevsimsel kullanımlar olabilir; ancak yerleşim kimliği yoktur.
  • Osmanlı döneminde alan, Çumra köylülerinin "Çatal Höyük" diye adlandırdığı, çatallı (iki tepeli) bir tarım engebesinden ibarettir.

Modern Keşif (1958)

  • 1958'in sonbaharında, İngiliz arkeolog James Mellaart, Anadolu yüzey araştırması sırasında iki Türk meslektaşı (Alan Hall ve David French) ile birlikte höyüğe çıkar.
  • Yüzeyde topladıkları kerpiç parçaları, obsidiyen, kemik aletler ve özellikle alışılmadık seramik onu çarpıcı bir şüpheye götürür: bu sıradan bir Hitit veya Bizans tepesi değildir; Neolitiktir.
  • 1961'de başlayan kazılar dünya basınında manşet olur ve modern Anadolu arkeolojisi Çatalhöyük'le birlikte yeni bir çağa girer.

<a id="yapisal-ozellikler-ve-gunluk-yasam"></a>

Yapısal Özellikler ve Günlük Yaşam

Honeycomb Plan: Sokaksız Bir Şehir

Çatalhöyük'ün mimari grameri tek bir cümleyle özetlenebilir: "Komşunun duvarı senin duvarındır."

  • Evler birbirine yapışıktır; her ev en az iki, çoğu zaman üç veya dört komşusuyla ortak duvar paylaşır.
  • Yerleşim içinde sokak, cadde, geçit ya da meydan yoktur. Yalnızca evler arası ara sıra rastlanan çöplük (midden) boşlukları vardır.
  • Bu plan modern literatürde "honeycomb settlement" (bal peteği yerleşim) diye anılır; mantığı Pueblo Anasazi köylerine kısmen benzer, ama Anasazi'den 7.000 yıl öncesine aittir.
  • Yerleşim adeta organik bir biçimde büyür: yeni bir ailenin yeni evi, her zaman mevcut evlerin duvarına yapışarak inşa edilir; "şehir planı" yapan bir merkezi otorite yoktur.

Çatıdan Giriş, Çatıların Üstünde Hayat

  • Her evin tavanında dikdörtgen bir açıklık vardır; bu, hem ışık, hem havalandırma, hem de tek giriş noktasıdır.
  • İçeriye, ana odanın güney duvarına dayalı ahşap merdiven (genellikle dut veya söğüt gövdesinden oyma) ile inilir.
  • Çatılar, düz, sıkıştırılmış kerpiç-saz örtüdür; insanlar bir evin çatısından komşusunun çatısına yürüyerek geçer. Çatı yüzeyi, kentin gerçek "sokağı"dır.
  • Çatılar günlük yaşamın merkezidir: yiyecekler kurutulur, tahıl temizlenir, hayvan kemikleri parçalanır, çocuklar oynar, akşamları sosyalleşilir. Mikroartefakt analizleri (silikat ve nişasta kalıntıları) bunu doğrular.
  • Yangın anında, en yakın çatı deliğinden komşu çatısına atlamak hayat kurtarıcıdır; yangın izleri stratigrafide sık görülür.

Tipik Bir Ev

Bir Çatalhöyük evi, küçük ama son derece düzenli bir mimari ünitedir:

  • Alan: Genellikle 20–30 m² ana oda, artı küçük bir depo/yan oda.
  • Duvarlar: Çamur tuğla (kerpiç) örgülü, üzerine ince bir beyaz kireç sıva çekilmiş. Bazı evlerde bu sıva yılda bir, hatta mevsimsel olarak yenilenmiş; 100'den fazla katman sayılabilir.
  • Çatı: Dut/söğüt/ardıç direkleri üzerine saz örtü, üzerine sıkıştırılmış kil.
  • Ocak ve fırın: Ana odanın güneyinde, merdivenin hemen altında. Duman çatıdaki açıklıktan dışarı çıkar; ama tamamen çıkmaz — iskeletlerdeki antrakoz (akciğer kurumu) bunu doğrular.
  • Platformlar: Odanın kuzey ve doğu tarafında, 20–40 cm yüksekliğinde, sıvalı kerpiç sekiler. Bunlar oturmak, uyumak ve ölü gömmek için kullanılır.
  • Depo: Tahıl, kuru bakliyat, ot demetleri için. Bazı evlerde fırın yakınında küçük silindirik kil ambarlar bulunmuştur.
  • Süsleme: Bazı evler tamamen sade, bazıları duvar resimleri, kabartmalar, bukranion ve "sıvalı leopar" panelleriyle donatılıdır. Süsleme yoğunluğu, evin "tarih evi" statüsüyle ilişkilidir.

Mutfak, Fırın ve Beslenme

  • Fırın, yer fırını değil, duvara yarı gömük kubbeli kil fırın tipindedir; iç çapı 50–70 cm civarındadır.
  • Pişirme tekniği: taş çakıllarıyla ısıtma (hot-stone cooking), seramiksiz dönemde temel yöntemdir. Çukurda ısıtılmış taşlar, su veya tahıl lapasına atılır.
  • Tahıl, el değirmeni (saddle quern) ile öğütülür; bu öğütme işi muhtemelen oturarak, uzun süre yapılır ve iskeletlerde tipik diz ve omuz aşınmaları bırakır.
  • Beslenme repertuvarı: emmer ve einkorn buğdayı, arpa, mercimek, bezelye, badem, fıstık, alıç, böğürtlen; et tarafında erken dönemde aurochs, geyik, yaban domuzu; geç dönemde koyun, keçi ve sonunda evcil sığır.

Ölümün Evi, Yaşamın Evi: Platform Altı Gömüler

Çatalhöyük'ü tüm dünya tarih öncesinden ayıran en güçlü pratik budur:

  • Ölüler, evlerin tabanındaki platformların altına, dizleri göğüslerine çekilmiş "hocker" (cenin) pozisyonunda gömülür.
  • Bir ev, ömrü boyunca (50–100 yıl) 30 ile 70 birey arasında gömü alabilir. Bazı evlerde mezar sayısı 60'ı geçer.
  • Mezar hediyesi son derece sınırlıdır: birkaç boncuk, bir obsidiyen ayna, kemik bir alet, bazen pigment.
  • Yetişkin ile bebek mezarları aynı evde, bazen aynı platform altında birlikte bulunur — ev temelli kimliğin atalardan bebeklere kadar tüm jenerasyonları kucakladığını gösterir.

Excarnation: "Akbabalı Ölü Sayma" Hipotezi

  • Bazı iskeletler eksik kemikli olarak bulunur; özellikle el ve ayak kemikleri ya da kafatasları yoktur.
  • Duvar resimlerinde başsız insan figürlerine saldıran akbaba sahneleri vardır.
  • Bu kombinasyon, Mellaart'tan bu yana şu hipoteze yol açmıştır: Cesetler önce yerleşim dışında bir "ölü kulesi"nde veya açık bir platformda akbabalara açıkta bırakılır, etlerinden temizlenir; sonra kemikler içeri getirilip platform altına gömülür (excarnation).
  • Hodder ekibinin biyoarkeolojik analizleri bunun her bireye değil, yalnızca bazılarına uygulandığını gösterir; kararın hangi sosyal kriterle verildiği bilinmiyor.
  • Kafatasları bazen ev tabanından çıkarılır, kil ile sıvanır, kırmızı aşı boyasıyla boyanır ve evlerin bir köşesinde nesiller boyunca saklanır; bazen başka bir eve "ödünç" verilir.

Duvar Resimleri: Mağaradan Eve

  • Çatalhöyük, mağara sanatından sonra "ev içi duvar sanatı"nın ilk büyük örneğidir.

  • Tipik temalar:

    • Leopar — çoğu kez ikili, simetrik, kuyrukları birbirine dolanmış olarak duvarlarda.
    • Akbaba — başsız insan figürleriyle birlikte.
    • Yaban sığırı (aurochs) avı — küçük insan figürlerinden oluşan kalabalıkların tek bir büyük boğayı çevrelediği dramatik panel.
    • Geyik avı.
    • Geometrik bantlar — kırmızı, siyah, beyaz örgülü; kilim ve dokumayı taklit eder.
    • El izleri — pigmente batırılmış el veya duvara dayalı el üstünden püskürtülmüş pigment.
    • "Hasan Dağı patlaması" — VII. tabakada bulunan, önde sıra sıra dikdörtgen evler, arkada çift zirveli patlayan bir dağı betimleyen ünlü panel.
  • Pigmentler kırmızı aşı boyası (hematit), siyah (manganez), beyaz (kireç) ve nadiren mavi-yeşil minerallerdir.

  • Resimler doğrudan yaş sıva üstüne yapılır; üzerine yeni sıva çekilince "kapatılır". Aynı duvarda 10–40 kez sıva değişimi sayılır; bu, resimlerin mevsimsel ya da ritüel olarak yenilendiğini düşündürür.

Leopar, Boğa ve Akbaba: Kabartmalar

  • Leopar kabartmaları: Bazı evlerin duvarlarında karşılıklı iki leopar, kil kabartma halinde modellenmiş ve boyalıdır. Bunlar yalnızca duvardaki resimler değil; üç boyutlu, neredeyse heykelsi enstalasyonlardır.
  • Bukranion (boğa kafatası enstalasyonu): Gerçek bir aurochs kafatası ve boynuzları, kil/sıvayla duvara monte edilir; bazen tüm bir duvar boyunca art arda dizilir. Bu, "boğa benim duvarımda yaşıyor" demenin Neolitik biçimidir.
  • Akbaba kabartmaları: Bazı evlerde duvardan dışarı uçar gibi modellenmiş büyük akbaba figürleri vardır.

Obsidiyen Ticareti: Volkanik Camın Yolculuğu

  • Çatalhöyük'ün kesici alet ihtiyacının neredeyse tamamı obsidiyen (volkanik cam) ile karşılanır.
  • Kaynak: Hasan Dağı, Göllüdağ ve Nenezi Dağ (Kapadokya). Çatalhöyük'ten 130–190 km uzaklıkta.
  • Hammadde olarak getirilen obsidiyen, evlerin içinde veya çatılarda yongalanır; bıçak, uç, kazıyıcı, ayna ve süs nesnesi haline getirilir.
  • Obsidiyen aynalar: Bilinen en eski aynalar arasındadır; cilalanmış obsidiyen yüzey net bir yansıma verir. Kadın mezarlarında bulunmuştur.
  • Çatalhöyük, obsidiyeni hem kullanır hem de redistribüsyon merkezi olarak Levant ve Mezopotamya'ya gönderir; bu, alanın bölgesel önemini açıklayan ekonomik bir omurgadır.

Tarım: Bitkiler ve Hayvanlar

  • Bitkiler: Emmer ve einkorn buğdayı, çıplak ve kabuklu arpa, mercimek, bezelye, burçak; toplayıcılıkla edinilen alıç, badem, fıstık, ahududu.
  • Hayvanlar: Erken evrede yaban hayvanları (aurochs, geyik, yaban domuzu, atgil) baskındır; orta evrede koyun ve keçi yönetimi; geç evrede evcil sığır.
  • Köpek: Çatalhöyük'te evcildir; bazı gömülerde insan yanında bulunur.
  • Tarım, MÖ 7000–6500 arasında ev ekonomisinin omurgası haline gelir; her hane kendi tahılını öğütür, kendi etini hazırlar, kendi yünüyle (geç evrede koyun yünü) dokur.

<a id="sembolik-dunya-ve-rituel"></a>

Sembolik Dünya ve Ritüel

Oturan Kadın: "Ana Tanrıça" mı, Bir Yaşlı Kadın mı?

Çatalhöyük'ün dünyaya en bilinir simgesi, Mellaart'ın 1961 sezonunda bir tahıl ambarında bulduğu pişmiş kil, oturan kadın figürinidir.

  • Boyu yaklaşık 17 cm; iki büyük kedi (büyük olasılıkla leopar) tarafından kuşatılmış bir tahta üzerinde oturur; göğüsleri, karnı ve kalçası abartılıdır.
  • Mellaart bu figüri "Ana Tanrıça" olarak yorumlamış ve Anadolu'nun erken matriarkal bir kültür olduğu hipotezini popülerleştirmiştir. Bu yorum 1960'lar ve 70'lerde Marija Gimbutas ve sonraki feminist arkeolojide büyük yankı uyandırmıştır.
  • Ian Hodder ve takip eden ekip ise daha temkinlidir: Çatalhöyük'te bulunan yüzlerce figürinin yalnızca küçük bir kısmı insan biçimlidir; çoğu hayvandır ya da belirsiz formdadır. İnsan figürinleri çoğunlukla küçük, kabaca yapılmış, çabucak elden çıkarılmış nesnelerdir; yalnızca birkaç tanesi gösterişlidir.
  • Hodder'ın yorumu: Bu, evrensel bir "tanrıça" değil; yaşlı bir kadın, bir ata figürü ya da bereket, otorite veya bilgelik kavramının bir betimlemesi olabilir. Birden fazla yorum aynı anda doğru olabilir.
  • Figürin bugün Ankara, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndedir ve müzenin en çok fotoğraflanan eseridir.

Akbaba İkonografisi: Ölüm ve Göğe Taşınma

  • Akbabalar duvarlarda, başsız insan figürleriyle birlikte resmedilir.
  • Yorum: Akbaba, ölünün etini almak ve ruhu göğe taşımakla görevli aracı bir varlık olabilir.
  • Bu motif, sonraki binyıllarda Anadolu (Göbekli Tepe akbaba kabartmaları), İran (Zerdüşt "kule-sema"), Tibet (gök gömüsü) gibi pratiklerle dolaylı paralellik içerir; ancak doğrudan kültürel devamlılık iddia edilemez.

Leopar: Güç ve Dönüşüm

  • Leopar, Çatalhöyük'ün en sık tekrarlanan büyük kedi figürüdür.
  • Hodder'ın çekici tezi: Leopar, "yabanıllığın evcil mekâna davet edilmesi"dir. Tehlikeli ve güçlü olanı duvarda sembolik olarak tutmak, onun gücüne hem ortak olmak hem de onu kontrol etmektir.
  • Bazı duvarlarda leopar derisi giyen insan figürleri görülür; bu, ritüel bir kostüm veya statü göstergesi olabilir.

Boğa Boynuzu Kabartmaları

  • Aurochs (yaban sığırı) boynuzları, hem gerçek kafatası enstalasyonu (bukranion) hem de kil kabartma olarak duvarlarda yer alır.
  • Bir ev içine 5 hatta 8 ardışık bukranion yerleştirildiği belgelenmiştir.
  • Sonraki binyıllarda Anadolu'nun boğa kültü (Hitit Teşup, Çatalhöyük → Aleppo → Girit Minos boğası tartışması) bu motifin uzun ömürlü bir mirasıdır; ancak doğrudan kültürel zincir kanıtlanamamıştır.

"Tarih Evleri" (History Houses)

  • Hodder ekibinin önerdiği bu kavram, bazı evlerin sıradan evlerden farklı olduğunu ifade eder:
    • Daha fazla bukranion içerirler.
    • Daha fazla gömü barındırırlar (bazıları 60+).
    • Daha sık yeniden sıvanmış ve resmedilmişlerdir.
    • Aynı plan üzerine üst üste 5–6 kez yeniden inşa edilirler.
  • "Tarih evleri", soy aktarımının, atalarla bağın ve toplumsal hafızanın somutlaştığı mekânlardır. Eşitlikçi bir toplumda "küçük seçkinlik" boyutunun yansıması olabilirler.

Ritüelin Gündelikleşmesi

  • Çatalhöyük'te ayrı bir tapınak yoktur.
  • Ritüel pratik (gömü, sıva yenileme, bukranion kurma, duvar resmi yapma) doğrudan ev içinde gerçekleşir.
  • Bu, kutsalın evden, hayattan ve atalardan ayrı bir kategori olmadığı, "her ev bir mabettir" diye özetlenebilecek bir teolojiye işaret eder.

<a id="arkeolojik-calismalar"></a>

Arkeolojik Çalışmalar

James Mellaart Dönemi (1958–1965)

  • Mellaart, 1958 sonbaharında Anadolu yüzey araştırması sırasında Çumra ovasında bu çift höyüğü fark eder.
  • 1961, 1962, 1963 ve 1965 sezonlarında British Institute at Ankara (BIAA) adına Doğu Höyük'te kazı yapar.
  • Sadece dört sezonda yaklaşık 160 ev kazılır — modern standartlara göre hızlı, hatta aceleci. Mellaart bunu stratigrafik düzlemde 12 ardışık tabaka halinde belgeler.
  • Bulunan duvar resimleri, bukranion enstalasyonları ve "Oturan Kadın" figürini, dünyada büyük yankı uyandırır. Çatal Hüyük: A Neolithic Town in Anatolia (1967) kitabı dönemin en çok satan arkeoloji kitaplarından biri olur.

Hacılar Skandalı ve Askıya Alınma

  • Mellaart, Çatalhöyük öncesinde Burdur'daki Hacılar kazılarını yapmıştı (1957–1960). Hacılar'a atfedilen bazı erken seramiklerin, daha sonra piyasada ortaya çıkışı, kaçakçılık ve sahtelik soruşturmalarına yol açtı.
  • Ayrı bir "Dorak Olayı" (1959) ise Mellaart'ın hiç ortaya çıkmamış zengin bir hazineyi yayımlamasıyla ilgilidir; nesnelerin gerçekliği ve kaynağı hâlâ tartışmalıdır.
  • Bu skandallar zinciri Mellaart'ın Türkiye'de kazı yapma iznini kaybetmesine yol açtı; 1965'ten sonra Çatalhöyük kazıları 28 yıl boyunca askıya alındı.

Sessiz Yıllar (1965–1993)

  • Bu dönem boyunca Çatalhöyük yalnızca Mellaart'ın yayımladığı verilerden ve müzelerdeki nesnelerden bilinir.
  • Höyük korumasız bir biçimde Konya rüzgârına ve yağmuruna açıktır; bazı duvar resimleri ne yazık ki tahrip olur.

Ian Hodder Dönemi (1993–2017): Modern Çatalhöyük

  • 1993'te Cambridge Üniversitesi'nden (daha sonra Stanford'a geçen) Ian Hodder, BIAA ile birlikte yeni kazılara başlar.
  • Hodder, kuramsal olarak post-prosesüel ve bağlamsal arkeolojinin önde gelen ismidir; "refleksif arkeoloji"yi metodolojiye dönüştürür: her kazı kararının, her yorumun gerekçesi günlük tutularak kaydedilir; arkeologlar kendi ön kabullerini sorgular.
  • Proje, dünya tarih öncesi araştırmasının yeni standardını oluşturur:
    • Mikromorfoloji (sıva ve toprak katmanlarının mikroskobik analizi).
    • Arkeobotanik (karbonlaşmış bitki kalıntıları).
    • Zooarkeoloji (kemik analiziyle av/evcil ayrımı).
    • Biyoarkeoloji (iskelet üzerinde sağlık, beslenme, akrabalık).
    • Antik DNA ve strontium izotop analizleri (bireylerin yerel mi göçmen mi olduğunu anlamak için).
    • 3D modelleme, GIS, dijital arşivler.
  • 20'den fazla ülkeden 160'tan fazla araştırmacı projede yer alır. Cambridge, Stanford, Selçuk Üniversitesi ve British Institute at Ankara ana paydaşlardır.
  • 2017'de Hodder'ın 25 yıllık sahası sona erer; nadir görülen bir biçimde "alan kapatma" raporu yayımlanır.

Ali Umut Türkcan Dönemi (2018 – Günümüz)

  • 2018'den itibaren Anadolu Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ali Umut Türkcan başkanlığında proje Türk kazısı olarak yeniden örgütlenir.
  • Türkcan ekibi, Batı Höyük'e ve Doğu Höyük'ün özel kesimlerine yönelir; özellikle Geç Neolitik–Erken Kalkolitik geçişin daha iyi anlaşılması hedeflenir.
  • Toplum arkeolojisi, ziyaretçi deneyimi, alan koruması ve eğitim projeleri merkezi öneme sahiptir.

Disiplinlerarası Ekip ve Veri Açıklığı

  • Çatalhöyük Araştırma Projesi'nin dijital arşivi, catalhoyuk.com üzerinden açıktır; saha günlükleri, fotoğraflar, modeller ve raporlar kamuyla paylaşılır.
  • Bu, "açık erişim arkeoloji"nin pratikteki en güçlü örneklerinden biridir.

Müzeler

  • "Oturan Kadın", duvar resmi parçaları ve büyük figürinler Ankara, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndedir.
  • Daha küçük ölçekli buluntular ve gündelik nesneler Konya Arkeoloji Müzesi'nde sergilenir.
  • Saha üzerindeki Ziyaretçi Merkezi'nde ise replikalar, panellar ve örnek bir Neolitik ev rekonstrüksiyonu bulunur.

<a id="sayisal-veriler"></a>

Sayısal Veriler

KonuDeğer
KonumÇumra, Konya, Türkiye
Konya merkezine uzaklık~52 km güneydoğu
Çumra ilçesine uzaklık~9 km
Rakım~1.000 m
Doğu Höyük alanı~13 hektar
Batı Höyük alanı~8 hektar
Doğu Höyük yüksekliği (ovaya göre)~21 m
Doğu Höyük iskân dönemiyak. MÖ 7500 – MÖ 6400
Batı Höyük iskân dönemiyak. MÖ 6400 – MÖ 5700
Toplam iskân süresi~1.800 yıl
Doruk nüfus tahmini5.000 – 8.000
Mellaart kazısı1961 – 1965 (4 sezon)
Hodder kazısı1993 – 2017 (25 yıl)
Mevcut kazı başkanıAli Umut Türkcan (Anadolu Ü.)
UNESCO tescil yılı2012
UNESCO kriterleri(iii), (iv)
Tipik ev alanı20 – 30 m²
Tipik ev ömrü50 – 100 yıl
Bir evdeki tipik gömü sayısı30 – 70 birey
Bir duvardaki tipik sıva katmanı10 – 40 (bazı evlerde 100+)
Obsidiyen kaynaklarına uzaklık130 – 190 km (Hasan Dağı, Göllüdağ, Nenezi Dağ)
Önerilen ziyaret süresi1,5 – 2 saat
Modern koruma çatısı (Doğu)2007
Modern koruma çatısı (Batı/yenileme)2008 sonrası
En yakın havalimanıKonya Havalimanı (~70 km)

<a id="ziyaretci-bilgisi"></a>

Ziyaretçi Bilgisi

Nasıl Gidilir

  • Konya'dan otomobille: Konya merkezden D330/Çumra yönüne, Çumra ilçesine yaklaşık 45 km. Çumra'dan Karkın yolu üzerinden Çatalhöyük tabelalarını izleyerek 9 km daha; toplam ~52 km, 1 saat.
  • Toplu taşımayla: Konya otogarından Çumra'ya minibüsler vardır; Çumra'dan Çatalhöyük'e direkt toplu taşıma yoktur; taksi (yaklaşık 15–20 dakika) ya da Çumra'da kiralık araçla devam tavsiye edilir.
  • Havayoluyla: Konya Havalimanı'na İstanbul ve Ankara'dan günlük seferler vardır; havalimanından alana taksi/araba ile yaklaşık 1 saat 15 dakika.
  • Trenle: Konya, Ankara ve İstanbul'a yüksek hızlı trenle (YHT) bağlıdır; Konya garından sonra otomobil tavsiye edilir.

Ziyaretçi Merkezi

  • Alanın girişinde, modern, sade ve etkili bir Ziyaretçi Merkezi bulunur. Burada:
    • Çatalhöyük'ün hikâyesini özetleyen bir sergi.
    • Replika Neolitik ev: Çatıdan girişi, platformları, bukranion enstalasyonunu ve duvar resimlerini gerçek ölçekte deneyimleme imkânı.
    • Kısa film gösterimi.
    • Küçük bir hediyelik eşya alanı.

Doğu ve Batı Höyük

  • Doğu Höyük: Asıl Neolitik yerleşim. Üzerinde 2007'den bu yana inşa edilmiş büyük bir koruma çatısı (Shelter) vardır. Bu çatı altında Mellaart ve Hodder kazılarının açığa çıkardığı tabakalı ev sıraları, fırınlar, platformlar ve duvar izleri görülebilir; ahşap iskele üzerinde dolaşan bir gezi yolu mevcuttur.
  • Batı Höyük: Daha küçük, daha geç (Geç Neolitik–Erken Kalkolitik) yerleşim. Üzerinde daha küçük ölçekli bir koruma çatısı vardır; aktif kazı sezonunda ziyaretçiler kazı ekibini iş başında görebilir.

Saatler ve Bilet

  • Alan yıl boyunca açıktır.
  • Yaz dönemi (1 Nisan – 1 Ekim): genellikle 08:30 – 19:00.
  • Kış dönemi (1 Ekim – 1 Nisan): genellikle 08:30 – 17:00.
  • Resmî bayramların ilk yarım günü kapalıdır.
  • Müzekart geçerlidir. Tek seferlik bilet ücretleri için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı güncel listesi takip edilmelidir.

Ne Kadar Süre Ayırın?

  • Ziyaretçi Merkezi + replika ev: 30–45 dakika.
  • Doğu Höyük koruma çatısı altında gezi: 30–45 dakika.
  • Batı Höyük: 15–30 dakika.
  • Toplam: 1,5–2 saat yeterli; arkeoloji meraklısı bir ziyaretçi için 3 saat da kısa gelmez.

En İyi Mevsim

  • İlkbahar (Nisan – Haziran) ve sonbahar (Eylül – Ekim): en konforlu mevsim; ova yeşildir, hava ılıktır.
  • Yaz (Temmuz – Ağustos): çok sıcak, gölgesiz; günün erken saatleri tavsiye edilir; şapka, su ve güneş kremi şarttır.
  • Kış (Kasım – Mart): rüzgârlı ve soğuk; ovada zaman zaman sis ya da hafif kar; alan açıktır ama ziyaret kısa olur.

Konya'da Tamamlayıcı Ziyaretler

Çatalhöyük'ü gören bir ziyaretçi, Konya merkezinde şu duraklarla günü tamamlayabilir:

  • Konya Arkeoloji Müzesi: Çatalhöyük'ten gelen seramik, kemik ve taş nesneler, Hitit ve Roma eserleri.
  • Mevlana Müzesi (Mevlana Türbesi): Selçuklu dönemi mimari ve Mevlevî kültürünün dünyaca ünlü merkezi.
  • Karatay Medresesi (Çini Eserler Müzesi): 1251 yapımı Selçuklu medresesi, eşsiz çini koleksiyonu.
  • İnce Minareli Medrese: Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin başyapıtlarından.
  • Alâeddin Camii ve Alâeddin Tepesi: Selçuklu sultanlarının türbeleri.
  • Sille Köyü: Konya'nın 8 km kuzeyinde, Bizans–Osmanlı arasında karışık dokulu eski Rum köyü.

Erişilebilirlik

  • Alanın girişi ve Ziyaretçi Merkezi büyük ölçüde tekerlekli sandalyeye uygundur.
  • Doğu Höyük koruma çatısı altındaki ahşap iskele yolu engebelidir; tekerlekli sandalye için kısmen erişilebilirdir; aileler ve refakatçiler bilgilendirme noktasından destek isteyebilir.
  • Batı Höyük'ün erişimi daha zordur.

Pratik İpuçları

  • Ova düz olduğundan rüzgâr kuvvetlidir; ince mont, rüzgâr kıran tavsiye edilir.
  • Sahada yeme-içme imkânı sınırlıdır; Çumra'da öğle yemeği daha iyi bir seçenektir.
  • Fotoğraf çekimi izinlidir; flaş duvar resmi replikalarında kullanılmamalıdır.
  • Alanın yakınındaki Küçükköy ziyaret edilmek istenirse yerel halkın özel mülklerine saygı gösterilmelidir.

<a id="sss"></a>

Sıkça Sorulan Sorular

Çatalhöyük gerçekten dünyanın en eski şehri midir? Tam olarak "şehir" değildir. Modern tanımlarda şehir; sokakları, anıtsal binaları, idari/dinî merkezi, sosyal sınıfları olan yerleşimdir. Çatalhöyük'ün hiçbirini yok. Ancak nüfus büyüklüğü, kalıcılığı ve karmaşıklığı bakımından dünyanın bilinen en eski büyük yerleşimlerinden biridir; bu yüzden "proto-kent" terimi kullanılır.

"Ana Tanrıça" gerçek mi? Tartışmalı. Mellaart'ın 1961'de bulduğu "Oturan Kadın" figürini, bir tahıl ambarında ele geçtiği için bereket ve tarımla ilişkilendirildi; Mellaart bunu evrensel bir Ana Tanrıça kültünün kanıtı olarak yorumladı. Hodder ekibinin yıllar süren analizleri ise figürinlerin çok daha çeşitli olduğunu, çoğunun belirsiz veya hayvan biçimli olduğunu gösterdi. Bugün konsensüs şöyle: "Tek bir tanrıça kültü iddiası abartıdır; ama figürinlerin kadın bedeni, bereket, yaşlanma ve otorite ile bağı vardır."

Sokak neden yok? En güçlü iki açıklama: (1) Savunma: Dışarıya kapalı yekpare bir kerpiç kabuk, yırtıcı hayvana ve yabancıya karşı doğal bir surdur. (2) Toplumsal yoğunluk: Birbirine değen evler, akrabalık ağını ve kolektif kimliği güçlendirir. Üçüncü, daha pragmatik bir neden: Çatıdan giriş kerpiç mimari için statik olarak daha kolaydır; her evin kendi dış kapısını taşıması daha zayıf bir mimari olurdu.

Şehir mi yoksa köy mü? İkisinin arası bir şey. Modern terminolojide "mega-köy" ya da "proto-kent" (proto-city) denir. Bir köyden çok daha büyük (5–8 bin kişi), bir şehirden çok daha az kurumsallaşmıştır.

İnsanlar ev içine ölü gömerek nasıl yaşayabildi? Modern hijyen anlayışımızla geriye bakmamak gerekir. Cesetler genelde önce dışarıda etlerinden ayrılır (excarnation), sonra kemikler içeri alınır; gömüler kil ve sıvayla kapatılır; üstüne yeni platform çekilir. Yani "ceset evin içinde duruyor" değil, "atalar evin temelinde yaşıyor" gibi düşünmek daha doğru.

Akbaba gerçekten ölü kuşları mıydı? Excarnation hipotezi çok güçlüdür; duvar resimlerinde başsız insanlarla birlikte akbabaların görünmesi, tüm insan iskeletlerinin tam olmaması, bazı kafataslarının ev içinde "ödünç dolaştırılması" bunu destekler. Ancak her bireye uygulandığı söylenemez; muhtemelen bazı ölülerin sosyal statüsüne, ölüm biçimine veya mevsime bağlı bir uygulamadır.

Volkan resmi gerçekten harita mıdır? VII. tabakadaki "Hasan Dağı paneli" üç ihtimal taşır: (a) Patlayan Hasan Dağı ve önünde uzanan yerleşim — dünyanın bilinen en eski manzara ve harita resmi. (b) Bir leopar derisi ve geometrik desen. (c) Sembolik bir dağ + akbaba kombinasyonu. 2014'te Hasan Dağı'nın MÖ 6900±640 dolayında gerçekten patladığını gösteren jeolojik araştırma (Schmitt vd.), patlayan dağ hipotezini güçlendirdi; ama tartışma kapanmadı.

Çatalhöyük neden terk edildi? Tek bir cevap yok. Adaylar: (1) Çarşamba paleo-deltasının yatak değiştirip su kaynaklarını uzaklaştırması; (2) Erken Holosen sonu iklim kuraklaşması; (3) Toprak tükenmesi; (4) Sosyal dönüşüm — daha küçük, dağınık köylere geçiş; (5) Salgın hastalıklar. Muhtemelen birkaçı birden rol oynamıştır.

Hangi müzelerde Çatalhöyük eserlerini görebilirim? Ana koleksiyon Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde (özellikle "Oturan Kadın"); Konya Arkeoloji Müzesi'nde gündelik nesneler; alanın Ziyaretçi Merkezi'nde replikalar.

Çocuklarla gidilir mi? Evet. Replika ev, çatı deliği, fırın, platformlar çocuklar için somut ve etkileyici bir öğrenme deneyimi sunar. Doğu Höyük çatısı altındaki ahşap yolda küçük çocuklara dikkat edilmelidir.

Aktif kazıyı görebilir miyim? Genellikle Temmuz – Ağustos ayları kazı sezonudur. Bu dönemde Batı Höyük'te ekibi iş başında görmek mümkündür. Diğer aylarda alan açıktır ama kazı yapılmaz.

Mevlana ile aynı günde gezilir mi? Evet. Sabah Konya merkezde Mevlana–Karatay–Arkeoloji Müzesi turu, öğleden sonra Çumra–Çatalhöyük gezisi, akşam Konya'da Mevlana Caddesi'nde yemek — yoğun ama mükemmel bir tek gün senaryosudur.

<a id="kaynaklar"></a>

Kaynaklar

  • UNESCO Dünya Mirası Listesi, "Neolithic Site of Çatalhöyük" — https://whc.unesco.org/en/list/1405
  • Çatalhöyük Araştırma Projesi (resmi web sitesi, dijital arşiv) — https://www.catalhoyuk.com
  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Çatalhöyük Ören Yeri" sayfası — https://www.kulturportali.gov.tr
  • Konya Arkeoloji Müzesi resmi tanıtım sayfası ve katalogları
  • Wikipedia, "Çatalhöyük" maddesi (Türkçe ve İngilizce sürümler, kapsamlı bibliyografya) — https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87atalh%C3%B6y%C3%BCk
  • Hodder, Ian. The Leopard's Tale: Revealing the Mysteries of Çatalhöyük. Thames & Hudson, 2006.
  • Hodder, Ian (ed.). Çatalhöyük Excavations (çok ciltli dizi). British Institute at Ankara / Cotsen Institute of Archaeology, 1996–2014.
  • Hodder, Ian. Religion in the Emergence of Civilization: Çatalhöyük as a Case Study. Cambridge University Press, 2010.
  • Mellaart, James. Çatal Hüyük: A Neolithic Town in Anatolia. Thames & Hudson, 1967.
  • Mellaart, James. "Excavations at Çatal Hüyük, 1961–1964" — Anatolian Studies (BIAA), seri makaleler.
  • Schmitt, A. K. vd. (2014). "Identifying the Volcanic Eruption Depicted in a Neolithic Painting at Çatalhöyük" — PLOS ONE.
  • Türkcan, Ali Umut, yıllık kazı raporları (Kazı Sonuçları Toplantısı bildirileri), 2018–günümüz.
  • Turkish Archaeological News, "Çatalhöyük" dosyaları — https://turkisharchaeonews.net
  • British Institute at Ankara (BIAA), Çatalhöyük yayın arşivi
  • Anatolian Studies dergisi, Çatalhöyük temalı makale serileri
  • Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Çatalhöyük saha raporları
Paylaş

Konum Bilgisi

Enlem:37.666403
Boylam:32.826164
Google Maps'te Aç